MOGOLISTAN Onlarin Felsefesi Ölümsüzlük

Incir agacinin altinda aydinlandi “Maya, rüyasinda bir erkek çocuk dünyaya getirecegini görür ve çocugunun ileride meshur bir mürsid olacagi kendisine bildirilir. Bu rüyayi gördükten kisa bir süre sonra Maya, baska bir sehirde yasayan ailesinin yanina giderken bir korulukta dogum yapar. Rüya dogru çikar ve Maya’nin oglu dünyaya gelir: Her arzusuna, ilhama kavusmus Siddhartha… Maya dogumdan sonra çok fazla yasamaz. Siddhartha, teyzesi ve üvey annesi tarafindan büyütülür. Küçük bir hükümdarligin basinda bulunan babasi, falcilardan Siddhartha’nin kudretli bir hükümdar ya da bir buda olacagini ögrenir. Kral, buda düsüncesinden hoslanmaz. Oglunun böyle bir sona gitmesini engellemek amaciyla Siddhartha’yi saraya kapatir. Ona, zevklerin doruga ulastigi, sikintisiz ve zengin bir saray hayati sunulur kral babasi tarafindan. Iyi bir egitim imkani da bu saray hayati içerisinde gereken yerini alir. Siddhartha, birgün evlenir ve onun da bir oglu dünyaya gelir. Fakat hâlâ saray hapsi devam etmektedir. Yillar süren bu hapis döneminde Siddhartha, saraydan çikmayi hiç denemez. Birgün bu yasak Siddhartha’yi disariya çekmeye baslar ve Siddhartha bir yolunu bularak kaçar. Gerçek hayat ona yüzünü çok ani gösterir: Ilk gün bir ihtiyara, ikinci gün bir hastaya, üçüncü gün bir cenazeye, dördüncü gün de bir dilenci kesise rastlar. Bütün bu gördükleri Siddhartha’yi sarsmistir. Hayat hiç de saraydaki gibi mutlu insanlarla dolu degildir. Bir karar verir: “Madem dünya nimetlerinin ömrü çok kisa, sonsuzlugun yolunu bulmak lazim.” Ve Siddhartha, bir gece evini terkeder. Ormana ulastigi zaman bir rahiple elbiselerini degistirir. Artik hikmet ve mürakabe üstadlarini bulmalidir. Onlarin nezareti altinda yoga metodunu ögrenerek manevî sükûn ve huzura ulasmada ehliyet kazanmak ister. Fakat Siddhartha, bu üstadlarin yaninda kalmaya basladiktan sonra kendisine telkin edilen insan, hayat ve hakikat hakkindaki programi begenmez. Bu zahitler gurubunu da terkeder. Tek basina ormanin bir kösesine çekilir ve alti yil sert bir zühd hayati geçirir. Tüm kurallari kendisi belirlemistir. Fakat bu süre sonunda Siddhartha, yine tatmin olamadigini görerek bu kati kuralli hayattan da vazgeçer. Çünkü hikmete ve zihnî berrakliga ulasmak için riyâzet ve çile yolu Siddhartha’ya kâfi gelmemistir. Saray hayati ve çile…. Her iki asiriligi yasamis olan Siddhartha, bundan sonra bu iki uç noktanin ortasini bulmaya çalisacaktir. Ve birgün Siddhartha, bir incir agacinin altinda düsünceye dalar. Hayatin, aci ve izdirabin sirrini arastirmaya baslar. Sonunda dolunayli bir gecede aydinlanir ve Buda olur. Bu noktadan sonraki tüm hayatini vaazlar vererek geçirir. Ilk vaazi; kanunun tekerlegini döndürmek, olarak adlandirilir.” Orta yol: Nirvana Iki asirilik izdirapli iken orta yolda bilgi, kurtulus ve mutluluk vardir. Bu orta yol, kisiyi elem ve keder denizi olan bu dünyadan, bir daha dönmemek üzere, kurtararak Nirvana’ya ulastiracaktir. Nirvana’ya ulasmak için kisi gerçekleri ögrenmeli, kötü huylara sahip benligi ve ihtirasi yok etmeli, hikmet olgunluguna kavusmalidir. Kisi ancak Nirvana’ya ulasarak tenasühten kurtulabilir. Onlar dinlerini kaybetmisler Buddizm’in bir yapisi var. Her ne kadar çesitli mezhepler, degisik ülkelerde kazandigi degisik inançlar, farkli uygulamalar, bazi dinlerle kaynasmasi onun genel görünümünü degistirse de temelde ayni prensipler bulunur. Fakat uygulama var mi? Bu sorunun cevabini Mogolistan’da aradik. Ahlâk, meditasyon, hikmet… Ahlâk’in içine üç madde girer: Dogru söz, dogru davranis, dogru geçim. “Bir Buddist öldürmemeli, zarar vermemeli, çalmamali, duyularini yanlis yola yöneltmemeli, yalan söylememeli, içki ve uyusturucu kullanmamalidir.” Bugün Mogollar’in bu dini emirlere özen göstermeye çalistiklarini söylemek çok zor. Onlar öldürüyor, zarar veriyor, çaliyor, duyularini kontrol edemiyor, yalan söylüyor, içki kullaniyorlar. Gece-gündüz sokaklarda sarhos insanlar dolasiyor. Ve insan bu manzaralari içinde bir sikinti tasiyarak ya seyretmek zorunda kaliyor, ya da basini çevirip yoluna devam ediyor. Oysa bir Buddist, bir Buddist gibi yasamali. “Bir Buddist kasaplik, meyhanecilik, esrarcilik, silah ve zehir üretimi yapmamalidir. Bir Buddist çocuk düsürmeye karsi çikmalidir. Bir Buddist avlanmaz, balik tutmaz, silah kullanmaz; et, içki ve zehir satin almaz, zina yapmaz.” Bugün Mogollar’in tek yiyecek maddesi et. Her yerde et satiliyor. Ve et bu ülkedeki en ucuz yiyecek. Etsiz bir hayati düsünemedikleri çok açik. Çünkü sebze son zamanlarda Çin’den tane ya da kilo ile getiriliyor. Bunun sebebi de son yillarda ülkede artan yabanci nüfus. Oysa bir Buddist, kasaplik yapmamali. Hemen hemen her sokakta bar var. Bu yerlere girmek hiç zor degil. Çocuk denecek yastakileri barlardan sarhos çikarken görmek gayet tabiî. Bu ülkede su yerine içki içiliyor dersek abartmis sayilmayiz. Su içmekse onlara göre çok garip bir davranis. Oysa bir Buddist, meyhanecilik yapmamali. Henüz ortaokul ya da liseye giden 14-17 yaslarindaki kizlar sik sik çocuk aldiriyorlar. Okullara hastane görevlileri, “mutlaka dogum kontrol hapi kullanin” uyarisini yapmak için geliyorlar. Çocuklari bu ise tesvik eder gibi bir halleri var. Oysa bir Buddist, çocuk aldirmaya karsi çikmali. Evlilik çogu Mogol için tek esliligi ifade etmiyor. Isteyen istedigi insanla beraber olabilir. Bunun yanlis hiçbir tarafi yoktur. Hatta ayiplanacak bir tarafi da yoktur. Oysa bir Buddist, zina yapmamali. Meditasyon’un içine iki madde girer: Dogru muhakeme, dogru murakabe. “Bir Buddist söyledigi, yaptigi, düsündügü islerde zihin keskinligine sahip olmalidir.” Mogollar zeki insanlar. Çizgileri, kabiliyetleri ve hafiza güçleri insani etkileyebilecek boyutta. Ve bunu farketmek için büyük deneylere hiç gerek yok. Fakat uykuya, tembellige, sessizlige kendilerini fazlasiyla alistirmislar ve bütün bunlari degistirmek için hiçbir çaba göstermiyorlar. Dünyadaki gelismeleri, modayi ya da müzik listelerini takib etmekle yakalayabileceklerini ispatlar gibi bir halleri var. Oysa bir Buddist, bir Buddist gibi yasamali. “Bir Buddist nefsini kontrol, düsüncelerini tahlil etmeli; onlarin özüne inerek neyin dogru neyin yanlis oldugunu anlayabilmeli; hirs, kin, düsmanlik gibi duygularin nereden kaynaklandigini çözebilmelidir.” Güven duygusu… Yalan söylemek hos bir oyun gibi bu ülkede. Insan niçin yalan söyler? Yaptigi kötü bir davranisi gizlemek ya da kendisini üstün göstermek ya da bazi maddî kazançlar elde etmek, ya da gerçek dogrulara inanmadigi için… Ya da nefsini kontrol edemedigi için insan yalan söyler. Oysa bir Buddist, nefsini kontrol etmeli. Insan niçin çalar? Parasi olmadigi için… Dayanma gücünü kaybeden, sabri tanimayan, inanç ile yogrulmayan bir insan bunda neden yanlislik görsün? Nefis “çal” der, o da çalar. Çünkü insan tarafindan kontrol edilen nefis degil, nefis tarafindan kontrol edilen insandir burada. Oysa bir Buddist, nefsini kontrol etmeli. Hikmet’in içine üç madde girer: Dogru anlayis, dogru düsünce, dogru niyet. “Bir Buddist, alem ile insani dört kutsal gerçege göre anlamalidir: -Insan varliginin mahiyeti; izdirap, aci, kötülük, tatminsizliktir. Dogum, hastalik, yaslilik, ölüm izdiraptir. -Izdirabin sebebi arzu ve ihtirastir. -Izdirap dindirilmelidir. Kurtulusun tek yolu Nirvana’dir. - Su anda Nirvana’ya ulasmanin ne demek oldugunu tek bilen Buddizm’i ayakta tutmaya çalisan din adamlari lam’lar. Kutsal gerçekler üzerinde düsünen ve onlara dini inanç olarak sahip çikan sadece din adamlari lam’lar. Onlar kendilerine gelen insanlarin maddî isteklerine yardimci olmaya çalisiyorlar. Fakat yetisen neslin din duygularini beslemek için herhangi bir çaba harcamiyorlar. Oysa bir Buddist, bir Buddist gibi yasamali. “Bir Buddist; zihnini duygusal arzu, kötülük, zulüm gibi tutumlardan arindirmalidir.” “Bir Buddist, pisman olacagi ya da basarisiz olcagi yollara girmemelidir.” Bütün bu Buddizm yapi taslarina bakildiktan sonra Mogolistan halki için üzülerek söylenebilecek tek cümle kaliyor: Onlar dinlerini kaybetmisler…

Nazife Çiftçioglu
FSay@tepum.com.tr

© by DuyguNehri